ANAYASAL HAKKINI KULLAN,DEV-TURİZM İŞ'E ÜYE OL.


DEV-TURİZM-İŞ SENDİKASI ÜYELERİNE ;

İçinde bizimde olduğumuz Türkiye’de kurulu bulunan, 140 işçi sendikasından 91’i, toplu iş sözleşmesi yapabilmek için gerekli olan yüzde 1’lik işkolu barajını geçememektedir. Ancak yürürlükteki Yasanın aradığı bu şart, Türkiye’nin onayladığı ILO sözleşmeleri ile çelişiyor. İşçilerin Serbestçe Sendika kurabilmeleri ve Sendika seçebilmelerinin engellenemeyeceği teminat altına alınıyor. İLO sözleşmeleri yasanın ilgili hükümlerini ve baraj engelini ortadan kaldırıyor, yok hükmüne indiriyor.

Bu nedenle, bizim de üyesi olduğumuz DİSK’e bağlı Sosyal-İş Sendikası, Gıda İş Sendikası, yüzde 1’lik işkolu barajını geçememesine rağmen ILO sözleşmelerini dayanak gösterip ilk toplu iş sözleşmesini yaptı ve böylece mevzuattaki işkolu barajı da devre dışı kaldı. Anayasanın 90. maddesindeki düzenleme çerçevesinde ILO sözleşmelerine dayanarak imzalanan bu ilk toplu iş sözleşmesi, 6356 Sayılı Yasa’nın ILO sözleşmelerine aykırı olduğunu ve geçersiz sayılması gerektiğini göstermesi bakımından Türkiye toplu sözleşme sisteminde devrim niteliğinde bir gelişme olarak değerlendiriliyor. 

Bu olayı müteakiben, TÜM BEL SEN sendikası ile İZMİR büyükşehir belediyesi sözleşme imzalamıştır. İzmir Büyük Şehir Belediyesiyle, SOSYAL İŞ sendikası Toplu İş Sözleşme görüşmelerine devam ediyor. Kamu ve özel sektörde, birçok işletmede ve İş yerinde, Toplu İş Sözleşmesi imzaladığı, birçok belediye, üniversite ve değişik işyerleri vardır.

Aslında, yasalarımızda öngörülen iş kolu barajı da, yok hükmündedir. Anayasa’nın 90. Maddesi’nin son cümlesi açıktır : ‘Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.

Anayasa, devletlerin normlar hiyerarşisinde en üst sırada olup, mutlak olarak diğer hiçbir alt düzenleme Anayasa’ya aykırı olamaz. Ve Anayasamız, Uluslar arası Antlaşmaları, Kanunların üstünde kabul etmiştir. Türkiye, kendi rızasıyla iş kolu barajını kaldıran ‘ILO’ sözleşmesini resmen imzalamakla işkolu barajını ortadan kaldırmıştır.

Bu durumda yetkili Sendika; İş yerinde, İşletmede, işçilerin tercih ettiği,
üye olarak çoğunluk yaptığı, Sendika olacağı açıktır. İşçilerin güvenini kazanamayan, üyeliklerini koruyamayan eski sendikanın, bizim ‘’TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ YAPAMAYACAĞIMIZ’’ yalanı, onu makbul hale getirmeyecektir. Üyesi İşçilerin beklentilerini karşılayamayanların, bizler için söyledikleri ve söyleyecekleri sözlerin de, bir değeri de yoktur.
 
Bu nedenledir ki sendikamız, örgütlenmelerinde, işkolu barajını dikkate almayacak ve yokmuş gibi örgütleneceği hususunu bilgilerinize sunarız.

DEV-TURİZM-İŞ SENDİKASI GENEL MERKEZİ




Merhaba;

Turizm çalışanlarının çok büyük bir bölümünün ‘’ İŞSİZ ‘’ olduğu şu kış günlerinde, Acenteler ve Otel İşletmeleri, Restoranlar, Barlar, yeni bir yaz sezonuna hazırlanıyorlar. Kontratlar yapılıyor, bakım onarımlar tamamlanıyor, yeni tesisler, yeni yatak kapasiteleri devreye girmeye hazırlanıyor.
Her yıl olduğu gibi, bazı oteller ve acenteler, 2014 yılında zarar etti, iflas etti, bazıları kârlı kapattı sezonu. Çok sayıda otel ve işyeri el değiştirdi. 

Her yıl kış aylarında olduğu gibi yüzbinlerce turizm işçisi, yine işsiz, yine aç. Çalışacak iş bulanlar da, kayıtsız şartsız ne iş bulmuşsa yapmak zorunda.

Bir yandan da ‘’KIŞ TURİZMİ’’ devam ediyor. Kayak, spor, sağlık, kaplıca, av, inanç, kültür ve kongre turizmi, Ülkemize de, işçilere de işletmecilere de, fırsatlar sunarak, DENİZ-KUM-GÜNEŞ’ ten bağımsız olarak, rekorlar kırıyor. Alternatif Turizm çeşitlenmeleri zengin olanaklar yaratmaya devam ediyor.

Siyasi İktidar ise kendi telaşında, varlık-yokluk mücadelesine düşmüş. Bakan çocukları, Banka Müdürleri, ayakkabı kutuları, para sayma makinaları, Evlerde, beşer altışar, çelik para kasaları, izah edilemiyor. Cemaat-Tarikat-Yolsuzluk, Hâkimler, Savcılar, Polis, Paralel Devlet, kendi iç kavgaları, görevden almalar, sürgünler, yer değiştirmeler, tam gaz devam ediyor. 2014-2015 yıllarında yapılacak ‘’YEREL SEÇİM ve CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ’’ tamamlandı, Genel seçime kilitlendi siyaset. Dün beraber ‘’Ensemizde Boza Pişirenler’’ bugün birbirlerine söylemediklerini bırakmıyorlar. 12 yıldan bu yana hüküm süren Siyasi İktidar, İktidarını kaybetmiş durumda. İpin ucunu kaçırmış, yeniden yakalar mıyım, çabası ve telaşı içinde oraya buraya hamleler yapıyor.
 
Komşumuzda Suriye, Irak kan gölüne dönmüş durumda. Ülkemizin, bu savaşın neresinde olduğu belirsizliğini koruyor. Ülkemizi nasıl ve ne kadar etkileyeceği de aynı şekilde belirsiz politikaların belirsiz sonuçları durumunda. Savaşın yarattığı Göçmen dalgası, baştan itibaren, İş hayatını ve Sosyal hayatı tehdit ediyor.
Turizmi düşünebilmek, hedefler, politikalar üretmek, turizm çalışanlarının sorunlarını dinleyebilmekten çok uzaklar. 

Yani ‘’YENİ SEZONA, POLİTİKASIZLIKLARLA ve ESKİ KRONİK SORUNLARLA’’ gireceğimiz açıkça ortada.
Yaşanmakta olan ‘’Siyasi Kriz’’ Dolar’ı, Euro’yu yukarı iterken, TL ucuzluyor, enflasyon yükseliyor, ‘’İŞÇİNİN EMEKÇİNİN’’ satın alma gücü düşüyor. Buna paralel olarak, Büyüme beklentileri allak bullak oldu. Siyasi İktidar % 3,4’e razı oldu. Bu da ‘’İŞSİZLİĞİN’’ daha da yükseleceğini anlatıyor. Bir de Suriyeli Mültecilere çalışma müsaadesi çıkartıldı ki, sanki kendi vatandaşlarına iş sahaları sağlayabilmiş gibi. Son açıklanan Enflasyon rakamları, gerçekleri yansıtmaktan çok uzak, ÜFE % 10.72, TÜFE %7.48 olarak açıklandı. Yani Siyasi Kriz, Ekonomik Krizi tetikliyor. Olan biz ücretlilere, işçilere, Kamu çalışanlarına, emeklilere, emekçilere oluyor.

Her Ekonomik Krizde olduğu gibi, bu Krizin faturasını da, eninde sonunda ‘’EMEKÇİ HALKIN’’ sırtına yıkmaya çalışacaklar. Doların, Euro’nun yükselmesi, özellikle Turizm İşletmecilerinin ve İhracatçıların yani TL ile alıp Döviz ile satanların ‘’KÂRLARINI’’ yükseltecektir. Tabii ki Doların Euro’nun yükselmesinin, Turizm İşletmecilerine de, Rusya pazarında, çok ciddi, müşteri kaybı, ciro kayıpları, yaşatmak gibi, sorun yaratacağını da unutmadan. Nitekim, Doların yükselmesi, Rublenin değer kaybetmesi, Petrolün ucuzlaması, Rusya’yı Krize sokarken, her zaman olduğu gibi ’’ Komşumuz hapşırdığında biz yatak döşek hastalanır yatarız’’. Acenteler, uçak bedava, oteller daha ucuz kampanyalarını başlattılar bile. Zaten kötü olan satış fiyatları, daha da dibe vuruyor demektir. 

Ayrıca yeni gelinen aşamada, ’’ Hükümet-Cemaat kavgasının şiddet içereceği ’’ tehditleri dillenmeye başladı. Bunun ülkemize ve tüm emekçilere ne manaya geldiğini hepimiz biliyoruz. Bu gerekçeyle ’’ POLİS DEVLETİ ’’ her zamankinden daha yetkilendirilmiş ve daha orantısız güç kullanma eğilimine sokulmuş olacak. Nitekim ‘’İÇ GÜVENLİK PAKETİ’’ adı altında Polise tanınmaya çalışılan yetkiler, örtülü yeni bir ‘’SIKI YÖNETİM’’ dir. 
‘’Ülkede İstikrar var’’, şişinmeleri de boşa çıktığı için, bu durum, tüm ekonomik, siyasi ve demokratik alanlarda, daha da büyük bir krizi tetikleyebilir. Bunun sonucu, Ücretliler, Emekçiler, Emekliler, Sabit gelirliler her geçen gün ‘’SATIN ALMA GÜÇLERİNİN’’ eridiğini görecekler. Yani bu Krizin uzaması, bir yandan kendi yeni zenginlerini yaratırken, bir yandan yeni iflaslara sebep olurken, bir yandan da, Emekçileri daha da yoksullaştırmaya çalışacak. 

Peki, bu kader mi? Değiştirilemez mi?

Dünyanın Gelişmiş birçok ülkesinde ‘’İşçiler Emekçiler’’ gerçek anlamda ‘’ÖRGÜTLÜ’’, Sendikalarında, Meslek Odalarında, Kooperatiflerinde, Derneklerinde, Partilerinde. Böyle bir Kriz çıkartıldığında ‘’BU KRİZİ BİZ ÇIKARTMADIK, FATURASINI DA BİZ ÖDEMEYECEĞİZ’’ diyebiliyorlar. Kazanılmış haklarına ve Geleceklerine sahip çıkıyorlar. 

Bizim Ülkemizde yaşanan ‘’SİYASİ VE EKONOMİK TALANDAN, YOLSUZLUKLARDAN KAYNAKLANAN KRİZ’’ de, Halkın Tepkisi ile aşılacaktır. Başka yolu yok. Bu tepkiyi örgütleyecek olan da Sendikalar, Demokratik Kitle Örgütleri ve Muhalefet Partilerdir. Ne yazık ki Halkın, Emekçilerin, İşçinin, Köylünün, Esnafın örgütlülüğü yok denecek kadar az. Örgütlülüğümüzü çoğaltmalıyız. Birleşerek güçlenmeliyiz. Egemenler, Siyasi İktidarlar ‘’ Halkın Örgütlülüğüne ‘’ karşı,’’ Sendikalarımıza’’ karşı, düşmanca tavırlarını işte bunun için sürdürüyorlar. Kendi hatalarının ve tercihlerinin, ekonomik ve siyasi sonuçlarına, kendileri katlanmalıdır. Bunu sağlayacak olan ‘’ÖRGÜTLÜLÜĞÜMÜZ’’ olacak.

Biz Devrimci Turizm İşçileri Sendikası olarak ve DİSK, KESK, TMMOB ve TTB Yani Emek örgütleri olarak, Halka, İşçilere, emekçilere dayatılan bu sömürü, talan, rüşvet ve iktidar kavgalarının, Halka fatura edilmesine izin vermeyeceğiz. Tam tersine, bu talan ve sömürü düzenini kuranlara, İşçilere emekçilere ‘’Açlığı, İşsizliği, Güvencesizliği, Geleceksizliği ’’ dayatanlara karşı ‘’DİREN İŞÇİ’’ diyoruz.
HESABI HALK SORACAK, EMEKÇİLER SORACAK.

MUSTAFA YAHYAOĞLU 
DEVRİMCİ TURİZM İŞÇİLERİ SENDİKASI 
GENEL BAŞKAN



Devrimci Turizm İşçileri Sendikamızda Yeni yıl, yeni bir dönem.

28 Aralık 2014 Pazar günü yaptığımız 2. Olağan Genel Kurulda hem 3 yıl için yeni Yönetim seçildi, hem de Tüzük değişiklikleri ile ve Kararlar alınarak, yeni Yönetimin önüne işler konuldu.
Yönetici sayısı 7'den 9'a çıkartılarak, yeni kadrolarla takviye edildik. Bir kadın Eş Başkanlık, birde Kadın çalışanlar sorunları Daire Başkanlığı oluşturularak, % 50 den fazla Kadın İşçi çalışan bir sektörde bu konularda bir ilki başlatmış olduk.

Genel işçi sorunlarının yanında ''Turizm İş kolunun'' kendi yapısından kaynaklanan sorunlarına karşı, çözüm yolları önermek, politikalar geliştirmek için, Araştırma-Geliştirme (ARGE) birimi oluşturulması kararlaştırıldı.



Hem üretirken hem de tüketirken sömürülüyoruz. 
Hak ettiğimiz düzeyde bir ücret alamıyoruz. Açlık sınırı altında bir ücret için günde 8 saat yerine 12-14 baazan 16 saat çalışıyoruz. çok çalışıyoruz az kazanıyoruz. Ama çok kazandırıyoruz.Patronlar her birkaç yılda bir yeni işletmelerin sahibi olurken, Turizm gelirleri Ülkenin ''Lüks Tüketim açıklarını'' kapatıyor. Biz ise dolu sezonda aç, ölü sezonda sefil durumdayız.

Tüketirken de Tüccarların, bankaların, kredi kartlarının, tefecilerin kıskacındayız. Üretenin elinden yok pahasına alınmış ürünler bizim soframıza gelinceye kadar, birkaç aracıyı geçerken ''KOR ATEŞ'' vaziyetine geliyor.Pazarda, tezgahta el yakıyor.

Devletin her canı istedikçe, istediği kadar, vergi alabileceği kimdir? Tabii ki işçiler emekçiler, Kamu çalışanlarıdır.Ücretimizi alırken Bordro üzerinden peşin vergi alan Devlet, her harcamamızda vergilendirilmiş gelirimizden yeniden vergi tahsil ediyor. Tam ''DELİ DUMRUL'' hikayesi.% 18 KDV+%21 ÖTV+Damga vergileri+ÖİV vs.vs.Çifte vergilendirme.

Üretirken de, tüketirken de, Devletin, Patronların, Bankaların, tüccarların, tefecilerin, insafına kalmak istemiyorsak her alanda örgütlenmek zorundayız.



İşçiler Sendikalarına üye olacaklar, sendikalarını güçlendirecekler, yanlış gidenleri düzeltecekler, değiştirecekler.. Bunları bir başkalarından beklemeyecekler. Kendileri yapmazsa kimse yapmaz, yapamaz, bunu bilecekler. Ücretlerini, çalışma koşullarını, sosyal haklarını bu yolla iyileştirecekler.

Kooperatifler oluşturarak, Tüccara, tefeciye bezirgana, bankalara kaptırdıkları kıt kaynaklarını koruyabilecekler.'' AVM lere Hayır'' derken alternatifini yaratacaklar.Üretici Kooperatifleri, üretenleri, esnafı, köylüyü bir araya getirip, emeklerini, ürünlerini, korurken, Tüketim kooperatifleri de vatandaşları bir araya getirip aracısız ürünlere ulaşmasını, daha az harcayarak daha çok ürün alabilmesini sağlayacak.

Şöyle ki: 1000 lira ücret alan bir işçi Sendikalı oldu Toplu iş sözleşmesi imzalandı Örneğin % 30 zam aldı. Ücreti 1300 lira oldu. Eskiden marketten % 40 kâr konmuş ürünler alıyordu. Koperatifi % 40 yerine genel giderler için % 10 koyarak ürünleri üyelerine ulaştırdı.% 30 ekonomik alışveriş yapabildi.yani 1300 lira ile 1690 liralık alışveriş yapabildi.Bu işçinin ekonomisi % 69 iyileşmiş olur.
Örgütlü halk çifte vergiyi Siyasi iktidara kaldırtır. Gelişmiş Dünyanın birçok ülkesinde, hatta bir dönem Ülkemizde, çalışanlar İkinci vergilerini vergi iadesi adı altında geri alırlar. 

Kreşler, Etüt Evleri Sendikaların öncülüğünde Devlet ve İşverenlerinde sorumluluklarını yerine getirmeleri saglanarak kurulmalı.

Devlet, Sosyal Devlet görevlerinden Kaçamamalı, Örgütlü toplum bir avuç çıkarcının, hırsızın, sömürücünün, devletle oynamasına, itip kakmasına izin vermemeli.

Yani ''ACİL GÖREV'' Örgütlenmeli, Örgütlenmeli, Örgütlenmeliyiz.
Başka yolu yok.
Sendikalarımızda, Kooperatiflerimizde, Derneklerimizde.
Sömürüyü aza indirmek için, ortadan kaldırmak için, Sömürüsüz bir Dünya kurmak için. 

Mustafa Yahyaoğlu
DEV.TURİZM İŞ SENDİKASI
GENEL BAŞKAN