BİRLİK,MÜCADELE,DAYANIŞMA !


Yürüyüşe DİSK Genel Başkanı Kani Beko, geçmiş dönem genel başkanlarımızdan Rıdvan Budak ve Süleyman Çelebi, DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, DİSK Yönetim Kurulu Üyeleri Kanber Saygılı,Mustafa Safvet YAHYAOĞLU,DİSK’e üye sendikalarımızın genel başkanları, merkez ve şube yöneticileri ile çok sayıda DİSK üyesi işçi katıldı.
Kızılcahamam Bulak Köyü Mevkiinden başlayan yürüyüş boyunca “kıdemi değil, taşeronu kaldır”, “hak hukuk adalet işçilerle gelecek”, “işçiler burada, adalet yolunda” gibi sloganlar atıldı.




DİSK VE KARDEŞ SENDİKALARA, 

DEVRİMCİ TURİZM İŞ SENDİKASI ÜYELERİNE, BASINA VE KAMUOYUNA;

Biz aşağıda imzaları bulunan DEVRİMCİ TURİZM İŞÇİLERİ SENDİKASI şube başkanları olarak, son günlerde basında ve sosyal medyada yer alan sendikamız, Genel Başkanımız, konfederasyonumuz DİSK ve bağlı sendikalarımız aleyhine yazılan yazıların, gerçekle bir alakasının olmadığını düşünüyoruz.

Sendikamıza, konfederasyonumuza zarar vermek amaçlı, sınıf mücadelesi ve sınıf sendikacılığı ile zerre kadar alakası olmayan kasıtlı ajitatif saldırılar olduğunu biliyoruz. Bu saldırıların gerekçesi ne olursa olsun sendikamızı kimsenin karalamaya hakkı yoktur.

Yaşanan sorunların ve bundan sonra da olası yaşanacak problemlerin çözüm adresi sendikamızın kurulları ve genel kuruludur. Bu nedenle de sosyal medyada yürütülen bu türden olayları tasvip etmiyoruz.

Durum disiplin kuruluna havale edildiği için konu hakkında disiplin kurul kararları olmadan yapılan konuşmaları da doğru bulmuyoruz.
Saldırılar sendikamıza yapılma boyutunu aşmış, konfederasyonumuz DİSK’i ve ona bağlı bir çok sendikamızı hedef almıştır. 
Ayrıca bu kişiler sendikamızın sosyal medyada ki sayfalarını, gruplarını hacklemek suretiyle yalan haber ve propagandayı buradan devam ettirmişlerdir.

Sendikamızın aleyhine yalan yanlış, tek taraflı, maksadı belirsiz yayınlar yapmaya başlamışlardır.Bu davranışları ve yayınları yapanları şiddetle kınıyoruz.

Konfederasyonumuzun, Sendikamızın ve kardeş sendikalarımızın, zarar görmesine, örgütlenmelerinin aksamasına, izin vermeyeceğiz. 

İşçi sınıfı bunları hak ettikleri yer olan tarih çöplüğüne gömecektir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

DEVRİMCİ TURİZM İŞÇİLERİ SENDİKASI ŞUBELERİ:
İSTANBUL ŞUBE BAŞKANI: SALİH KARAKOÇ 
İZMİR ŞUBE BAŞKANI: TAHİR OZAN 
ANKARA ŞUBE BAŞKANI: AZİZ IŞIK
ANTALYA MERKEZ ŞUBE BAŞKANI: METİN KARAGÖZ
DOĞU ANTALYA ŞUBE BAŞKANI: ALİ ASAR

KORKU DEĞİL BİRLİK-MÜCADELE-DAYANIŞMA KAZANDI!

1 MAYIS Birlik-Mücadele ve Dayanışma Günü 2017 yılında da
baskıların, savaşın, katliamların ve hukuk dışı yasakların gölgesinde Türkiye’nin dört bir yanında, milyonların katılımıyla kutlandı.
Anayasa Referandumu ve sonuçları, tüm ülkede alanlara yansıdı.
İlan edilen sonuçlara ikna olmayan Yurttaşlar, 1 Mayıs alanlarında ve kortejlerinde 'PROTESTOLARINI'' haykırdılar.
Her türlü baskıya, teröre, katliam tehdidine rağmen meydanları dolduran emekçiler, yaratılmak istenen korku duvarının Birlik-Mücadele ve Dayanışma ile yıkılabileceğini gösterdi. 
Bu sene de 1 Mayıs’a, OHAL ve Kanun hükmünde Kararnamelerle, yasaklarla, savaş politikalarının bir sonucu olarak ülkemizin dört bir tarafında bombaların patladığı, bombaların ve bombacıların yakalandığı, 81 vilayette operasyonların yapıldığı, halkın sokağa çıkmaktan çekindiği bir ortamda, olağanüstü güvenlik önlemleri altıda, girdik. Böyle bir ortamda tüm bu açık tehditlere, baskılara ve engellere rağmen, alanları dolduran yüz binlerce insan, ucuz emek arzu eden ve kölece çalıştırmak isteyen, savaşı ve gericiliği tırmandırarak saltanatını korumayı amaçlayan, kendi çıkarlarını savunmak dışında hiçbir değer tanımayan iktidara karşı tepkilerini haykırdı.

 

Bir korku duvarının ardında, iktidarlarını, saraylarını, servetlerini korumak isteyenler kaybetti, Birlik-Mücadele ve Dayanışma kazandı. 
Topumun en geniş kesimleri 1 Mayıs’ın kucaklayan, birleştiren şemsiyesi altında, kendi ''HAYIR'larını alarak, sözlerini söyleyerek bir araya geldi. Her renkten pankartlara yazılmış talepler, her dilden şarkılar-türküler, her inançtan her yaştan emeğin hakları için kol kola girmiş insanlar hayallerindeki ülkeyi meydanlarda var ettiler. Emeğin, Barışın, Parlamenter Demokrasinin, Laikliğin ve Özgürlüğün egemen olduğu bir ülkenin resmi 1 Mayıs meydanlarında çizildi.
1 Mayıs meydanlarında resmi çizilen Türkiye ile, fiili tek adam rejimi sonucu yaratılmak istenen Türkiyenin uzlaşması mümkün değildir. 
Onların hayali yağmanın, talanın, sömürünün hakim olduğu bir ülkedir. 
Bizim hayalimiz ise eşitliğin, insanca yaşamanın ve insanca çalışmanın hakim olduğu bir ülkedir. 
Onların hayali herkesin tek bir iradeye itaat ettiği, tek sesli, tek dilli, tek inançlı bir ülkedir.

 

Bizim hayalimiz ise 1 Mayıs meydanları gibi rengarenk, “bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine yaşadığımız” bir ülkedir.
Onların hayali savaşla, baskıyla tüm muhalif seslerin kısıldığı, tüm eleştirilerin susturulduğu bir ülkedir. 
Bizim hayalimiz, 1 Mayıs meydanlarında olduğu gibi herkesin taleplerini, umutlarını haykırabildiği bir ülkedir. 
1 Mayıs meydanları işte bu, barış, demokrasi ve laiklik,eşitlik ve özgürlük, taleplerini haykıran yüzbinleri kucaklamıştır. 
Bu açıdan 2017 1 Mayısında ortaya çıkan tablo bir uzlaşma tablosu değildir. 2017 1 Mayıs’ında faşizmle, gericilikle ve savaşla korunan sermaye iktidarına karşı direnen milyonların umudu meydanlarda yükselmiştir. 
1 Mayıs kutlamalarını kurdukları “yeni rejime” yönelik bir tehdit olarak algılayan AKP’nin ve Valiliklerin “siyasi tavrı” devam ediyor. Üç yıl Taksim’de özgürce, insanca ve kardeşçe düzenlenen 1 Mayıs’ları hiçbir gerekçe olmadan yasaklayanlar '' YASAL-TANINMIŞ '' bir Bayram olan, 1 Mayıs İşçinin Emekçinin Bayramı, kutlamalarını, yasalara aykırı biçimde, izin alınması gereken bir miting gibi değerlendirenler, her 1 Mayıs’ı işçi sınıfına, İstanbul halkına ve tüm ülkeye zehir edenler ve tüm bunları tek kişi öyle istediği için yapanlar, 2017 1 Mayıs’ında da boş durmadılar. 
Tüm Yurtta ve İstanbulda, kentlerin ulaşımı felç edilmiş, İnsanlar sokağa çıktığına pişman edilmiş, her yerde ve özellikle Taksim’in çevresinde çok geniş bir alanda yaşayan halk, turistler ve esnaf ciddi biçimde mağdur edilmiştir. 
Bu kadar keyfi, bu kadar hukuksuz, bu kadar antidemokratik bir yönetim anlayışıyla uzlaşmak mümkün değildir. Yasa tanımaz, mahkeme kararı tanımaz, hak-hukuk tanımaz biçimde işçilere Taksim meydanını kapatmayı bir “kutsal dava” ve takıntı haline getiren AKP iktidarıdır. 
1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak işçi sınıfının kazanılmış bir hakkıdır ve bu hakkın, ne zaman ve nasıl kullanılacağına karar verecek olan kuşkusuz işçi sınıfıdır, emek ve meslek örgütleridir.
Bu sene üyelerimizin, yıllarca omuz omuza verdiğimiz dostlarımızın ve halkımızın talebi ile, işçilerin, emekçilerin, tüm ezilenlerin taleplerini güçlü bir biçimde haykırdığı 1 Mayıs kutlamalarını, güvenli bir biçimde Bakırköy de yapmayı, öncelikli bir görev olarak benimsemiş olmamız, Taksim’in 1 Mayıs alanı olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. 
2017 yılı 1977 yılında yaşanan katliamın 40’ıncı, DİSK'in 50. kuruluş yıl dönümüdür. ve bu vesileyle bir kez daha altını çizmek isteriz ki Taksim 1 Mayıs alanıdır. 
Türkiye’nin dört bir yanında meydanlarda emek için, barış için, demokrasi için seslerini yükselten yüzbinler, birliğin, mücadelenin ve dayanışmanın gücüne 1 Mayıs meydanlarında tanık olmuşlardır. Bu birlik-mücadele ve dayanışma ruhuyla, iktidarın emek düşmanı politikalarına, savaş ve baskı politikalarına karşı mücadeleyi büyüteceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın.
1 Mayıs meydanlarında buluşan yüz binler, emek-barış-demokrasi düşmanı politikaları durdurmak için sonuna kadar direnmeye devam edecek, taleplerinin takipçisi olacaktır. Kıdem tazminatının gaspına, taşeron ve kiralık işçiliğe, kamu emekçilerinin iş güvencesinin ortadan kaldırılmasına, emek ve meslek örgütlerinin iktidar tarafından baskı altına alınmasına, ihraçlara, gözaltılara, tutuklamalara, savaş ve baskı politikalarına karşı mücadelemiz kol kola omuz omuza sürecektir. Taksim meydanı başta olmak üzere ülkenin tüm meydanlarını özgürleştirecek olan işte bu birlik-mücadele-dayanışma bilinci olacaktır.
YAŞASIN 1 MAYIS,
YAŞASIN DİSK,
YAŞASIN DEVRİMCİ TURİZM İŞÇİLERİ SENDİKAMIZ.

MUSTAFA YAHYAOĞLU 
DEV TURİZM İŞ SENDİKASI
GENEL BAŞKAN



DİSK'İN KURULUŞUNUN 50. YILI.
1977 1 MAYIS KATLİAMININ 40. YILI.
ACILARI VE KAZANIMLARI İLE, İŞÇİLERE, EMEKÇİLERE, TÜM EMEK DOSTLARINA KUTLU OLSUN.

İZMİR KARABAĞLAR BELEDİYESİNDE GREV İLAMINI ASTIK

KARABAĞLAR Belediyesi'nin sosyal tesis ve restoranlarında çalışan belediye şirketi Spor A.Ş'de kadrolu 18 işçi greve çıkacak. Spor A.Ş.'de yetkili sendika DİSK'e bağlı Dev-Turizm-İş toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma olmaması üzerine grev ilamını astı. 

Karabağlar Belediyesi'nin işlettiği Uğur Mumcu Sosyal Tesisleri, Karafatma Dağı tesisleri ve belediye hizmet binasındaki çay ocaklarında çalışan 18 işçinin kadrolu olduğu belediye şirketi Spor A.Ş. ile Dev-Turizm-İş arasındaki toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşma olmadı. Sendika grev kararı aldı. Bugün (24 Nisan) Üçyol'daki Uğur Mumcu Sosyal Tesisleri önünde toplanan işçiler "Sadaka değil toplu sözleşme", "Direne direne kazanacağız", "Sözleşme hakkımız grev silahımız", "Başkan şaşırma sabrımızı taşırma" sloganları attı.



DİSK Dev-Turizm-İş Ege Bölge Temsilcisi Tahir Ozan, "Belediye Başkanı Muhittin Selvitopu defalarca randevu istememize karşın bizimle görüşmedi. Her türlü fedakarlığımıza rağmen çözümsüzlüğe mahkum edildik. İşçiye teklif edilen aslında zam değil, sefalet ücretidir. Bugün belediyenin diğer birimlerinde çalışan Karbel A.Ş. çalışanları ortalama 3 bin 500 ile 4 bin lira arasında ücret alırken, sosyal tesis çalışanlarına verilen bin 500 liralık maaş ve önerilen 200 liralık zam yeter mi? Bu parayla geçinilir mi? İşçilerimiz emeğinin karşılını alamıyor. Bu dayatmayı kabul etmiyoruz"dedi. Basın açıklamasının ardından grev ilamını Uğur Mumcu Sosyal Tesisleri'ne asan  çalışanlar halay çekti. Önümüzdeki 25 gün içinde toplu iş sözleşmesiyle ilgili taraflar arasında anlaşma sağlayamazsa 18 çalışan, 20 Mayıs 2017 tarihinden itibaren iş bırakacak. Ortalama bin 500 lira ücret aldıklarını açıklayan Spor A.Ş. çalışanları belediyenin 200 TL zam önerdiğini söyledi. Sendika ise 2500 TL ücret talep etti.

 MEMLEKETİN VE İŞÇİLERİN GELECEĞİ İÇİN HAYIR DİYORUZ

16 Nisan’daki Anayasa referandumunda memleketimizin geleceği için de işçilerin haklarını korumak için de HAYIR demeliyiz.

Tek bir kişiye tüm ülkenin geleceği ve işçi hakları ile ilgili de tek başına karar alma yetkisi verilmek isteniyor. Anayasa teklifi bir kişiye, tek bir imzayla sendikaları kapatma, grevleri yasaklama, kıdem tazminatlarını kaldırma, toplu iş sözleşmelerini askıya alma, haklarını bile ödemeden istediğini işten atma yetkisi veriyor.

İşçilerin haklarını ilgilendiren hayati konularda bu kadar yetki kimseye verilemez.

Anayasa teklifi ile emeğin haklarını Meclis’te, yargıda ve meydanlarda savunma olanakları da kısıtlanacak. Meclis’i yok sayarak, Cumhurbaşkanı kararnameleri ile haklarımızın gasp edilmesi mümkün olacak. Örneğin tek bir kişi, tek bir imzayla kıdem tazminatımızı kaldırabilecek. Peki hakkımızı mahkemede arayabilecek miyiz? Hayır, çünkü kıdem tazminatımızın kaldırılması için yasa çıkaran kişi, aynı zamanda Anayasa Mahkemesi üyelerini atayacak. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerini, grevleri yasaklamak tek bir kişinin kararıyla mümkün olacak. Demokrasiden uzaklaşmak, işçi sınıfının kendi haklarını savunmasını ve geliştirmesini de güçleştirecek.

Referandumun sonrasında çok yaşamsal bir mücadele gündemi ile karşı karşıyayız. Kıdem Tazminatının referandumun ardından fona devredileceği hükümet tarafından açıklandı. Böylece Anayasa referandumu aynı zamanda kıdem tazminatı başta olmak üzere işçilerin hakları için referanduma dönüştü.

Yeni Anayasaya evet oyu çıkarsa kıdem tazminatının “fona devir” adı altında ortadan kaldırılması mecliste bile görüşülmeden, tek imzayla çıkarılabilir. Yasayı iptal ettirebileceğim tek merci olan Anayasa Mahkemesi ise bu yasaya imza atan Cumhurbaşkanı tarafından atanmış olacak.

Kıdem tazminatının fona devri işçinin kazanılmış haklarına yönelik bir saldırıdır. Tam da bu nedenle referandumdan önce çıkarılmamakta, “acı ilaç” için referandum beklenmektedir. Kıdem tazminatı fonu oyları artıracak bir şey olmadığı için, aksine “evet” oylarını azaltacağı için referandum sonrasında gündeme getirilecektir.

Tüm işçiler kıdem tazminatı fonunun ne anlama geldiğinin farkındadır:

Kıdem tazminatının fona devri, kıdem tazminatının ve iş güvencesinin yok edilmesidir.

Kıdem tazminatının fona devri, kıdem tazminatı miktarının düşmesidir.

Göz göre göre haklarımızdan vazgeçmeyelim! Referandumda işçilerin gücünü gösterelim!

Taşerona kadro vaadi tamamen unutulurken, kiralık işçilik uygulaması hız kazanırken, işsizlik oranlarında kriz döneminin rekor rakamlarına geri dönülürken, işsizlerin hakkı olan işsizlik fonu teşvik adı altında patronlara arpalık haline getirilirken, Türkiye iş cinayetlerinde ve uzun çalışma saatlerinde lider ülke olmaya, sendikal haklarda ise dünyanın en kötü ülkeleri kategorisinde yer bulmaya devam ediyorken artık işçiler gücünü göstermeli.

Bugüne kadar tek bir partide birleşememiş olabiliriz, ancak farklı siyasi tercihleri olan işçiler bu emek cehennemine karşı emeğin hakları için “hayır” diyecekler.

16 Nisan’daki Anayasa değişikliği referandumunda tercihimiz bir parti veya lider olmayacak. Bu kez mesele işçilerin hakları, bu kez mesele memleket meselesi. İşçilerin ve memleketin geleceği için biz işçiler HAYIR diyoruz.



İŞÇİLERİ,ÇALIŞANLARI ZORUNLU BES'TEN CAYMAYA ÇAĞIRIYORUZ !

  • Zorunlu BES işçilerin iradesi dışında ücretlerinin yüzde üç azalması demektir
  • Zorunlu BES asgari ücrete yapılan 104 TL zammın yarısının kesilmesi demektir.
  • Zorunlu BES bir emeklilik sigortası değil riske dayalı belirsiz bir yatırım sistemidir.
  • Zorunlu BES’te ikinci emeklilik hayaldir.
  • Zorunlu BES’te devlet garantisi yoktur.
  • Zorunlu BES’te emeklilik aylığı garantisi yoktur.

SENDİKAMIZ İLE KADIKÖY BELEDİYESİNE BAĞLI KASDAŞ ŞİRKETİ SÖZLEŞME İMZALADI

Kadıköy Belediyesi’ne bağlı KASDAŞ şirketinin kafe-restoran birimlerinde; sendikamız DİSK/Dev Turizm-İş ile KASDAŞ toplu sözleşme imzaladı. İmzalanan toplu iş sözleşmesi, sadece ekonomik ve sosyal haklar konusunda iyileştirmeler sağlamadı, işçinin iş güvencesini pekiştirdi ve sendikanın yönetimle ilgili konularda önerilerini alacak mekanizmalar da kurdu. İşçi sınıfı açısından özel bir önemi olacak bu sözleşmenin bazı kazanımları şunlardır:

- Disiplin kurulunda işverenin karar alma üstünlüğü yok. Kurulun 4 üyesinin 2’sini sendika 2’sini işveren atayacak. Eşitlik durumunda tarafların ortak mutabakatla belirlediği tarafsız kurul başkanı karar verecek. Bu madde, diğer toplu sözleşmelere de emsal oluşturabilecek bir kazanımdır. Ayrıca, disiplin kurulu işyerindeki ‘haklı veya geçerli neden’ fark etmeksizin bütün uyuşmazlıklarla ilgilenecek ve karar zemini olacaktır.
- İşyerinde bir işçinin bir üst göreve terfi ettirilmesinde sendika, Yükseltme Kurulu aracılığıyla karar süreçlerinin içerisinde olacak. 
- Ayrıca yeni işe alımlarda işçi temsilcileri de önerilerini yine Yükseltme Kurulu aracılığıyla gerçekleştirecek.
- İş kanunundaki pek çok madde bu toplu iş sözleşmesinde daha fazla iyileştirildi. Kıdem tazminatı 33 gün üzerinden hesaplanacak. Fazla mesai ücretleri yüzde 50 değil yüzde 60 ödenecek. Yıllık ücretli izinler, hizmet süresi 1-5 yıl arası olan işçiler için 16 işgünü, 5-10 yıl arası olan işçiler için 22 işgünü, 10 ve üstü olan işçiler için 28 işgününe çıkartıldı. Bütün bu iyileştirmelerle beraber mevcut çalışma ortamındaki aksaklıklar da sözleşmeyle düzenlendi.
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve 25 Kasım Kadına Karşı Şiddeti Önleme Gününde, işyerinde çalışan kadın işçiler sendikanın etkinliklerine katılım göstermek için ücretli izinli sayılacaklar.
- Sözleşmeyle beraber 1 Ocak’ta işçilerin ücretlerine yüzde 14,4 zam yapıldı. Ücretleri, bu zamdan sonra AGİ hariç 1500 TL’nin altında kalan işçilerin ücretleri AGİ hariç 1500 TL’ye çıkartıldı. 
- Yılda iki kez 15’er günlük ücretleri tutarında 2 sendika ikramiyesi ödenecek. Ayrıca, 8 aylık ücretlerinin yüzde 4’üne denk gelen bir seyyanen ödeme de ikramiye haricinde işçilere ödenecek. - Her ay net 100 TL aile yardımı işçilere ödenecek. Eylül ayında, çocuğu veya çocukları öğrenim gören işçilere öğrenim gördükleri seviyeye göre öğrenim yardımı yapılacaktır. Gece servisi kullanıp diğer zamanlarda servis kullanmayan işçilere de 100 lira ulaşım yardımı bu toplu sözleşmeyle kazanıldı. 
Bütün bu kazanımlar, başta KASDAŞ işçileri olmak üzere tüm turizm işçilerine HAYIR’lı olsun. Güvenceli, toplu sözleşmeli, ücret seviyelerinin toplu sözleşmelerle arttığı bir çalışma hayatı için sendikalı olalım, DİSK’li olalım!

Yaşasın Devrimci Turizm İşçileri Sendikası!
Yaşasın DİSK!

Devrimci Turizm İşçileri Sendikası İstanbul Bölge Temsilciliği






SENDİKALI İŞÇİ OL !
Mustafa Safvet YAHYAOĞLU-Gen.Bşk.

Yeni bir Turizm sezonu daha açılıyor. Biz Turizm İşçileri için, iş arama dönemi başladı.

İşçilerin sıkıntıları iş bulmakla sona ermiyor. Kimimiz küçük otellerde, restoran, kafeterya, bar, üniversite ve hastane yemekhanelerinde, kahvehanelerde, sauna, spor salonu, sinema, tiyatro gibi iş yerlerinde, güvencesiz, sigortasız, geleceğimizi, yarınımızı bilmeden çalıştırılırken, kimimiz dört- beş yıldızlı otellerde, açlık sınırı altında bir ücret karşılığı 12-14 ve bazen 16 saat, köle gibi çalıştırılıyoruz.

Şimdi ''İŞKUR'' üzerinden ''İŞBAŞI EĞİTİMİ'' diye stajyer işçi adı altında, İŞSİZLİK SİGORTASINDAN parası ödenerek, bedava işgücü olarak işverenlere sunuluyoruz. Çalışmalarımız işçiliğe ve emekliliğe de sayılmıyor.

Bizim işten atılmamız, her sezon sonu işsiz kalmamız, işsizlik sigortasından dahi yararlanamayışımız, fazladan ücretsiz mesaiye zorlanmamız ‘’KADER’’ değil.

Peki, bu durum için biz ‘’İŞÇİLER’’ ne yapmalıyız?

Sendikalar; işçilerin, Yasalardan, Anayasadan, Uluslararası sözleşmelerden ve temel ‘’İnsan Haklarından’’ doğan ’’EKONOMİK ve DEMOKRATİK’’ haklarını korumak ve geliştirmek için mücadele eder.

İnsanca çalışılacak bir iş ve İnsanca yaşanabilecek bir ücret 
‘’HAKKIMIZDIR’’ Biz ‘’İŞÇİYİZ’’

DİSK’e bağlı, DEVRİMCİ TURİZM İŞÇİLERİ SENDİKAMIZ bu ilkeler ve ihtiyaçlar üzerine kuruldu. Örgütleniyor. İşçilerin gücüyle güçleniyoruz.

DEV TURİZM İŞ olarak diyoruz ki:

Günlük ,Yasal çalışma süresi ‘’ YEDİ BUÇUK’’ saat, haftalık çalışma, toplam ‘’KIRK BEŞ ‘’ saattir !

Bunu aşan çalışmalar, % 50 zamlı ücretlendirilmek zorundadır.

''ANGARYA MESAİ’’ yaptırılamaz !

İşçi Sigortasız çalıştırılamaz !

Ücretli Hafta Tatili, Yıllık Ücretli İzin hakkımızdır diyorsan,

İş güvenliği istiyorsan,

Ücretli Doğum İzini ve Kreş Hakkımızdır diyorsan,

Ücretlerimizi zamanında ve düzenli almak istiyorsan,

Haksız işten atılmak istemiyorsan,

Sefalet Ücreti değil, İnsanca yaşanabilir bir ücret istiyorsan,.

Bu yasal haklarını dahi kullanabilmek istiyorsan

‘’SENDİKALI OL‘’

Sendikan yoksa yeni ilave hak talebin ‘’İŞİNE GELİRSE ÇALIŞ İŞİNE GELMİYORSA İŞTE KAPI’’ cevabı alır.

Sezon sonu yaşayacaklarını, sezon başında düşün !

Çözüm; SENDİKALI İŞÇİ OL !

BİZ İŞÇİYİZ, ÖRGÜTLÜYSEK GÜÇLÜYÜZ !

YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ !

YAŞASIN DEVRİMCİ İŞÇİ SENDİKALARI KONFEDERASYONUMUZ 
‘’DİSK’’ !

YAŞASIN DEVRİMCİ TURİZM İŞÇİLERİ SENDİKAMIZ !

27 Eylül Dünya Turizm (Çalışanları) Günü

1991 yılında, Birleşmiş Milletler Dünya Çalışma Örgütü (ILO), 172 sayılı '' TURİZM ÇALIŞANLARININ, ÇALIŞMA ve YAŞAM KOŞULLARININ İYİLEŞTİRİLMESİ '' başlıklı bir uluslararası sözleşmeyi kabul etti. Aynı zamanda, daha önce Dünya Turizm Günü olan 27 Eylül'ü ''DÜNYA TURİZM (Çalışanları) GÜNÜ'' olarak kabul etti. 25 yıldır gelen giden bütün Hükumetler, bu sözleşmeyi imzalamıyor, yürürlüğe koymuyor.'' UCUZ EMEK, UCUZ TURİZM '' Politikasızlığına, hem emeği ile geçinenleri, hem de ülkenin olanaklarını, çarçur ediyor, peşkeş çekiyorlar. 

Turizm İşletmelerinde çalışmakta olan, Türkiye genelinde 2,5 milyon, Antalya da 600 bin İşçi var. ‘’ÖRGÜTLÜLÜĞE’’ ihtiyaçları var.

Diğer sektörlerde de olduğu gibi, çalışma koşulları, her geçen gün daha da kötüleşiyor. Çalışma süreleri uzarken, ücretler düşüyor. İş yükü artarken, satın alma gücü eriyor. İşçilerin bir İş yerinde çalıştığı süreler kısalıyor. Kıdemli İşçi yok denecek kadar az. Kimsenin kıdem tazminatı oluşmuyor, yıllık ücretli izin hakkı oluşmuyor, Sezonluk işçi olmak can yakıyor, gelecek sezon aynı iş yerinde çalışabilecek mi, kimse bilemiyor. Kıdem ortalaması (bir işçinin bir iş yerinde çalışabildiği ortalama süre) 3,5 aya inmiş durumda. Haftalık ücretli izinler, mazeret izinleri, doğum izinleri kullanılamaz hale gelmiş durumda. ’’ Hak Değirmende olur-Nereye biliyorsan oraya şikâyet et ’’ en çok duyulan sözler oldu. Bir yandan da Turizm eskisi gibi 8-10 merkezde değil, Türkiye’nin her yerine yayılmış durumda. Kayseri’den Urfa’ya, Trabzon’dan Rize’ ye, Van’dan Mardin’e, Diyarbakır’a Antakya’ya, Bolu, Kastamonu, Afyon. 81 vilayette, binlerce ilçede Turizm yapılmaya çalışılıyor. 81 vilayetten ve komşu devletlerden, turizmin yoğunlaştığı merkezlere, işçiler gelip çalışıyor. Kayıt dışı, kaçak işçi çalıştırmanın, en yoğun yaşandığı sektörlerden biri olduk, ne yazık ki. 

Dünyada iletişim ve ulaşım geliştikçe, refah arttıkça, insanlar daha fazla gezmek, görmek, tanımak ve yaşamak istiyorlar. Bu da ‘’TURİZMİN’’ önümüzdeki günlerde ve yıllarda daha da yükselen bir grafiği olacak demektir.

Türkiye’nin son yıllardaki Krizlere, Kaoslara, komşularımızda ve bizde savaşlara rağmen, yıllık Turizm geliri 30 milyar Doları geçti. Yılda 35 milyon Turist ülkemizi ziyaret ediyor. 

Dünyada toplam turizm geliri 1,4 trilyon Dolar ve son bir yılda seyahat eden insan sayısı 714 milyon kişi oldu. Yani Ülkemizde, yerli ve yabancı turizm geliştirilerek, çok daha büyük hedeflere ulaşılabilecektir. Bunun için, bindiğimiz dalı kesmememiz ve ''Sürdürülebilirlik'' ten ödün vermememiz, işte ve komşularımızla barışı sağlamalıyız. Ülkemizi Demokrasinin işlediği, halkının, mutlu, huzurlu, güler yüzlü olduğu bir duruma getirmeliyiz. Bu ön şarttır. 

Dünyada ve Ülkemizde Turizm çeşitleniyor. Yaz Turizmi, Kış Turizmi, Yayla Turizmi, Kültür ve İnanç Turizmi, Sağlık ve Spor Turizmi, Kongre Turizmi, Sosyal Turizm vs. Ilıcalarımız, şifalı sularımız, göllerimiz, derelerimiz, dağlarımız, denizlerimiz, doğal ve kültürel varlıklarımız korunmalı ve değerlendirilmelidir.

Emek yoğun bir sektör olan Turizmin, Yatırımcıları, her şeyden daha değerli olarak'' Turizmde Emek '' ve ''Profesyonellik'' kavramını kafalarında bir yere oturtmadıkça ve İnsana yatırım yapmak yerine sadece '' Mermerden Saraylar'' yapmayı sürdürdüklerinde, her yıl neden daha ucuza satmak zorunda kaldıklarını da anlayamayacaklar, ne yazık ki. Her yıl yüzlerce otel ve işletme el değiştiriyor, iflas ediyor. Bazıları da, her birkaç yılda bir, yeni otellerin ve işletmelerin sahibi oluyor. Acaba neden? 
Ülkemizde gelir dağılımındaki adaletsizlik düzeltilmelidir. 4 kişilik bir ailenin hanesine, sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 1.386,22 TL, gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamaların toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 4.515,37 TL olmuştur.
Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 1.711,50 TL olarak
gerçekleşmiştir.
 

Bankalardaki toplam paranın(mevduatların) % 62 si nüfusun % 0,5( binde 5) inin elindedir(BDDK VERİLERİ).

Turizm çağdaş bir ihtiyaçtır. İnsani bir ihtiyaçtır. Temel ihtiyaçlar karşılanabilmiş ise artık turizm, kültür, sanatsal etkinlikleri için kaynak ayrılabilir. Evine ekmek götürmekte zorlanan insanların turizme katılması beklenemez. Çalışan nüfusun elde edebildiği gelirler, temel tüketimi, beslemeyi, sağlığı, eğitimi, barınmayı, ulaşımı, haberleşmeyi, giyinmeyi, karşılayabildiği gibi, gazete kitap alabilmeyi, sinemaya, tiyatroya, konsere gidebilmeyi, tatil ve turizm yapabilmeyi de karşılamalıdır. Bunlar haktır.
Peki, bu kendiliğinden oluşur mu?

Tabii ki hayır, ağlamayan çocuğa meme verilmiyor. Hakkı hak etmek ve alabilmek te gerekiyor. Bu da örgütlü işçiler için mümkün, başka yolu da yok. 
İşçilerin Ekonomik ve Sosyal Talepleri için örgütlülük, ‘’DERNEKTİR, SENDİKADIR, KOOPERATİFLERDİR’’. Politik taleplerimiz için ‘’Siyasi Partidir’’. Tek başına ya da gruplaşarak hiçbir hakkını alamayacak olan çalışanlar, binlercesi, on binlercesi bir araya geldiğinde, derneklerinde, sendikalarında, çok ciddi bir güç oluştururlar ve ciddiye alınırlar, sözleri dinlenmeye başlanır.

Sektörlerinin sorunlarını bilen ve bunu açıklıkla ifade edebilecek olanlar da bu Demokratik Kitle Örgütleridir. Çünkü ''Kral Çıplak'' diyebilmek için ellerini, dillerini bağlayan angajmanları ve kaygıları yoktur. Kompleksiz bir biçimde eleştirileri, hatalarını, avantajlarını dinlemeye hazır olmaları hem ülke, hem de yatırımcının faydasınadır. 

Hükümetin’’ Ulusal istihdam stratejisi’’ diye dayattığı ‘’Ucube’’, kazanılmış ve henüz yok edemedikleri, birçok hakkımızı da, yok etmeyi hedefliyor. Özel istihdam büroları adı altında, işçiler alınıp, satılacak, kiraya verilecek yapılar, yasallaştırılıyor. Buna fırsat ve izin vermemeliyiz.

Hayatlarımızı doğrudan ilgilendiren politikalar belirlenirken, bizim de söyleyecek sözümüz, alınacak kararlarımız olmalı.’’ Dur! ‘’demesini bilmeliyiz. 
‘’ Örgütlü Toplum, Örgütlü İnsan – Çağdaş İnsan ‘’ olmazsa olmazdır.

12 Eylül 1980 faşist asker darbesi, örgütlü toplumu yok etti. Ülkemizin içinde bulunduğu ayıplı demokrasi hala düzeltilemedi. Sendikalar, dernekler, kooperatifler, birlikler, yok edildi, dejenere edildi. Siyasi Partilerin ömrü 10 -15 yılla sınırlı hale geldi. Kuruluyor, iktidar bile olsa, belli bir süre sonra parçalanıp dağılıyor. Bir siyasi fikrin, bir geleneğin değil, o günlerde bir araya getirilen menfaat grupçuklarının partisi oluyorlar. İktidardan düşünce de dağılıveriyorlar. Ülkenin bu kaotik, yönetilemez hali, belki bazı çıkar guruplarının işine geliyor olabilir, ancak samimiyetle ''Kalıcı Barış ve İstikrar'' isteyenler, kandan gözyaşından beslenmeyenler, böyle bir ortamın devamını istemeyeceklerdir.
35 yıl geç kalmışta olsak başlamak için yeterince sebebimiz ve imkânlarımız da var. 
Yeter ki ‘’Kendimize, Kader Arkadaşlarımıza ve Sınıf Kardeşlerimize’’’ güvenelim.
 

İnsanca çalışılacak, İnsanca yaşanabilecek, savaşsız, sömürüsüz, mutlu günler umudumuzu yineleyerek, sağlıkla kalın.


TURİZM İNSAN ODAKLI BİR ÇALIŞMA ALANIDIR.

Hepimizin bildiği gibi ‘’Turizm’’ insan odaklı bir çalışma alanıdır. Hizmeti alanlar da, hizmeti verenler de, önce ‘’insan’’ dır. Sonra misafirdir, müşteridir, ...yöneticidir, işçidir.

Hal böyle olunca, ‘’ insan hakları, işçi hakları, kadın hakları, çocuk hakları, tüketici hakları, turist hakları gibi ulusal ve uluslar arası sözleşmeler ve yasalar da diğer herhangi bir sektördekinden daha önde görünebilir ve uygulanır olmalıdır.

İŞÇİLER İÇİN SENDİKA;

Enflasyon karşısında eriyen satın alma gücünü koruyabilmektir.

Yaşanabilir, geçinilebilir bir ücrete ulaşabilmektir.
Aynı iş yerinde kendisinin bir kusuru olmadıkça, yıllarca çalışabilmektir. Sürekliliktir.

Başarlı çalışma ve gelişme karşılığı, hak ettiği terfi alabilmektir.

Geleceğe güvenle bakabilmektir.

Gerektiğinde işsizlik maaşını alabilmektir.

Gerçek ücreti üzerinden sigorta kesintisi ile doğru bir emekli maaşıdır.

Onurunu değil emeğini vererek, geçinebileceği ücrete ulaşabilmektir.

Yasalardan, uluslararası sözleşmelerden doğan, en doğal hakları kullanabilmektir.

Hayata çağdaş bir pencereden bakabilmektir. Köle değil işçi olmaktır.

Dayanışmadır, birçok sorunu kendi içinde çözebilmektir.

Ülke politikalarının raydan çıkmasının en ciddi engelidir.

Her türlü sorunlarında Sendikalarından sosyal ve hukuki destek alabilmesidir.


İŞLETMELER VE İŞVERENLER İÇİN SENDİKA

Ek Maliyettir.

Kayıt dışı çalıştıramamaktır.

Pervasızca yönetememektir. Yasalara sözleşmelere uymaktır.

Çağdaş işletmeciliktir. Çağdaş yöneticiliktir. İşyeri demokrasisidir.

Eğitimli iş gücünün korunması ve devamlılığıdır.
Yüksek kalite hizmet üretebilmektir.

Gerçekçi satış politikasıdır.

Müşteri memnuniyetidir.

Kırık, dökük, firenin ve israfın azalmasıdır.

İşini iyi bilen oturmuş, kalifiye elamanlarla, az emekle çok iş yapılabilmesidir.

Maliyetin yeni dengelerle belirlenmesidir.

Dünya çalışma örgütü (İLO) nun 172 sayılı sözleşmesinde istediği gibi ‘’turizm çalışanlarının çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi’’dir.

‘’DEVRİMCİ TURİZM İŞÇİLERİ SENDİKASI’’na üyeliğin yapılabilmesi için, e-devlet şifrenizin olması ve Turizm konaklama ve eğlence yerleri iş kolunda sigortalı çalışıyor olmanız yeterlidir. Otel, acente, tur operatörleri, lokanta, bar, üniversite ve hastane yemekhaneleri, cafe, kahvehane, hamam, sauna, spor salonları,spor kulüpleri, sinema, tiyatro,konser salonları işçileri bizim işkolumuz işçileridir ve sendikamıza üyeliklerini e devlet üzerinden kendileri internet ortamında yapabilir, sendikamızın üyeliğe kabulüyle gerçekleşir.

Çağdaş bir ihtiyaca cevap veren turistik tesislerin, çağdaş işletmecilerinin, profesyonel yöneticilerinin işlerini, bağımsız ve rahat bir ortamda yapmalarının en doğrusu olduğu kanaatindeyiz
Bunu sağlayacak olan da sendikalı, Toplu İş Sözleşmeli,
çalışma hayatıdır.

Örgütlü İnsan, Çağdaş İnsandır !!!
Haydi İşçiler, Sendikalarınıza !!!
Haydi DİSK'e !!!
Haydi DEVRİMCİ TURİZM İŞÇİLERİ SENDİKA'mıza !!!




Bu sene 8 Mart’a Anayasa referandumu damgasını vurdu ve Türkiye’nin dört bir yanında kadınlar oldukça kitlesel etkinliklerle “HAYIR” dedi. DİSK’li kadın işçiler de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü etkinliklerindeydi.



 


laboratuvar malzemeleri oto kiralama akordiyon kapı

E-Bülten



447647 Ziyaretçi